| g ü z g ü n c e |
geldim...Şimdi söze nasıl başlamalı bilmem ki. Hep bir şekilde yazmaya başlayınca arkasının geleceğine inanırdım. Oysa o bir şekildeler hiç bir zaman olmuyordu. Neden şimdi yazıp yazıp silmelerim. Biraz cesaretim olsaydı keşke. Yazdıklarımın artık kendim dahil hiçkimse için bir anlamı olduğuna inanmıyorum. Kocaman bir anlamsızlığın ortasında neden peki bu aptal kelimeleri yazmak için uğraşmam. Henüz buna verecek hiçbir cevabım yok. Sadece yazmak istiyorum. Çocukken bana bir haksızlık yapıldığında kelimeler boğazıma düğümlenir ve tek kelime söz edemezdim. Sonradan hırçın biri olup çıktım ama... Her zaman kelimelerin boğazımda tıkalı durduğunu hissettim. Genzim yanıyordu ve ben keçilere taş çıkartacak bir inatla susuyordum. Sustukça, susuzluğum artıyordu ve genzim daha fazla yanıyordu. Kelimeler hançer gibi batmaya başladı. Artık ne olacaksa olsundu ve bu günceyi yazdım. Geldim... 01:21 - 22/5/2007 - yorum {1} - yorum yazKepez
18:27 - 10/5/2007 - yorum {0} - yorum yaz...kapanması en zor gedikleri, insan en çok kendi yüreğinde açıyor...
18:09 - 9/5/2006 - yorum {0} - yorum yazDENİZ HUMMASIGene denizlere dönmeliyim, ıssız denize, semaya
Gene denizlere dömeliyim, dalgaların çağrışına
Gene denizlere dönmeliyim, serserilik hayatına JOHN MASEFIELD 01:26 - 3/3/2006 - yorum {3} - yorum yazELALI
işte kapalı alnın
kaç güneştir bu hüzün tünelinde
kuş ölümleridir dökülen dudaklarından,
öyle mevsimlerde tozdun
ki görünmez oldu çehren kederden.
sen bir sözdün söylenirdin geri dururdu lisan
çağlayanlar başlardı çöller üstüne,
sen bir sözdün
bir yerin unutuldu yarım kaldık biz.
gün batınca değinilen bir renktir şimdi yüzün,
gün batınca senin alnın
hasırları beyhude arzulayan alnıma dayanmıştır,
ne toprakta ne yağmurda kalmıştır en küçük bir ihtiras,
perdeler
büyük bir unutkanlıkla örtülmüştür
gecenin suratına.
bir kuşluk vaktinde görüldüğün olur kâh
seni kanter içinde haber verirler
o kuşlar ki yüreklerinde
sabah çiğleri kadar
taze bir direnç yeşermektedir,
sevdaları teğet vurur gidersin sonra.
sular solar saatleri sara sarar sessiz bir
çağıltının işte o dem göğü tuttuğu vardır.
II
ey yüzü yüzümüzden gölgelenen sevgili
uykulara kırkikindi boşaltan rüzgâr,
ay yüzü yüzümüzle gölgelenen sevgili,
bir genç kız özeniyle giyinilen sabahlar
değmiş miydi sahiden buralara bir zaman,
yüreğini bedesten misali sen
geçmiş miydin şu yoldan açarak ışıldayarak?
ilan et
ayrıntı diye bir şey yoktur yaşamda,
hiçbir mevsim
sessiz bir kalbatışı değildir.
benim rika tanımayan gözlerim
yağmurların kaygısıyla kapanmakta
unutma.
yokuşlar hep yokuşlar haber yüklü gecedir,
bu sağnakta kaç köprünün sele gittiği vardır.
III
yine öyle bir sükût ol
bir depremin peşisıra ağar da
ve kimseler bilmesin
yüzümün bir yarısını kaç zaman
bir karanlık sokakta nasıl unuttuğumu.
Ebubekir Sifil 02:45 - 18/12/2005 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım kendi halinde... Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Son yazılar - geldim... - Kepez - ... - DENİZ HUMMASI - ELAL - Başlıksız - Başlıksız - Başlıksız Arkadaşlarım |
||||||